Genc Hisss

GENÇ HİS.....Gençliğin Yeni Hisleri.....


    Can dündar

    Paylaş
    avatar
    pesimist
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 234
    Points : 4394
    Kayıt tarihi : 29/03/09
    Yaş : 24
    Nerden : Trabzon

    Can dündar

    Mesaj tarafından pesimist Bir C.tesi Nis. 04 2009, 22:12

    Geçen yıl bir televizyon programı için Avustralya'da Anzak günü kutlamalarını izliyordum. Yanımda Avustralyalı bir kameraman vardı. Kutlamalar başlamak üzereyken, saatlerdir "hazır ol"da bekleyen tören kıtasından bir asker, birdenbiren boylu boyunca devrildi. Çevrede onlarca kameraman vardı. Hiçbiri gidip çekmeye kalkışmadılar. Kameramanıma bunun nedenini sordum: "Böyle bir pozisyonda bir insanı görüntülemek yakışık almaz. Biz çeksek de çalıştığımız kanal yayınlamaz" dedi.
    O'na Türkiye'de olsa, çekemediği için fırça yiyeceğini söyledim. Güldü.


    * * *

    Milli Güvenlik Kurulu'nun ekrana yansıyan terör görüntülerinden duyduğu rahatsızlığı RTÜK'e ilettiği söyleniyor. Bu konuda İstanbul Valiliği de bir süre önce RTÜK'ü uyarmış ve son intihar saldırılarının ekrana yansıtılma biçiminin yaratabileceği sakıncalara dikkat çekmişti. Özellikle turizmciler, turizme en büyük darbeyi televizyon yayınlarının vurduğu konusunda hemfikirler...
    Doğrusu, bir noktada bu eleştirilere katılmamak olanaksız. Bazı haber bültenlerinin başından dayak yemiş gibi kalkıyoruz. Canhıraş çığlıklar, kan revan görüntüler, parçalanmış kollar, ezilmiş cesetlerle ekran bir kan gölünü andırıyor. Aynı görüntüleri, en korkunç haliyle defalarca ve günlerce izliyoruz. Zaten yeterince vahşi olan şiddet sahneleri bir de mizansenler, canlandırmalar, heyecanlı film sahneleriyle soslandırılarak veriliyor.
    Sonuç: izleyenlerin kafasında "Ne olacak bu ülkenin hali" çöküntüsü... Daha da kötüsü, giderek kök salan bir duyarsızlık ve umursamazlık hali...


    * * *

    Ama madalyonun bir de öteki yüzü var:
    Şehrin merkezinde patlayan bir bomba, dünyanın her yerinde haberdir ve öyle olmalıdır. Hiçbir yayın organı böyle bir haberi "turist kaçar", "güvenlik güçlerinin morali bozulur", "terörün propagandasına alet olunur" diye görmezden gelemez. "Terörü gösterme, turist kaçar" yaklaşımı gazeteciyi devlet memuru saymak demektir. Gazeteci, her şeyden önce halkı doğru bilgilendirmekle görevlidir. Turizmi düşünerek terör haberini, ekonomiyi düşünerek kriz haberini, diplomasiyi düşünerek bir dış haberi gizlemeye başladı mı, hiçbir inandırıcılığı kalmaz.
    Bu tür kaygılarla terör olaylarının ekrana getirilmesini engellemeye çalışmak, bir yanlışı bir başka yanlışla düzeltme anlamına gelir. Terör varsa, haberi de olacaktır. Terörün ekrana yansımaması teröristi caydırmayacağı gibi, basının inandırıcılığını zedeleyip, fısıltı gazetesinin tirajını artırarak olayı kamuyoyunun zihninden daha korkutucu bir boyuta sürükleyebilir.


    * * *

    Şimdilerde boşalan tesislerden medyayı sorumlu tutan bazı turizmciler "Avrupa medyası Türkiye'yi baltalamak için bu görüntüleri yayınlıyor. Kendi ülkesinde olanları göstermiyor" diyorlar. İşin pek öyle olmadığı geçen ay açıkça ortaya çıktı. "Beyaz Kurtlar" adlı örgütün Londra'daki bombalamaları İngiliz televizyon kanallarında günlerce ilk haber olarak ve bütün ayrıntılarıyla yer aldı. Amerika'da bir okula düzenlenen silahlı saldırı bütün dünya medyasında flaş haber oldu. Hiçbir yetkili ise BBC'ye "Aman bu görüntüleri yayınlamayın. Londra'ya gelen turistler ürküp vazgeçer" demedi.
    Ancak... (yine madalyonu ters çevirelim) İngiliz televizyonları da bombalamaları son derece "sorumlu bir yayıncılık anlayışı" içinde verdi:
    Bir defa saldırıda yaralananların kanlı görüntüleri ekrana getirilmedi. İkincisi, kurban isimleri yayınlanmadı. Üçüncüsü canlı yayından mümkün olduğunca kaçınıldı; görüntüler ertesi gün yeniden yayınlanırken de bunların arşiv görüntüsü olduğu mutlaka belirtildi. Dördüncüsü ürkütücü bir görüntü yayınlanacağı zaman izleyiciler bültenin başında uyarıldılar. Beşincisi, olaylar nedenleri ve muhtemel sonuçlarıyla aktarıldı.


    * * *

    İngiliz televizyonlarının olaya yaklaşım şeklini, Londra'da yaşayan ve daha önce BBC'de de çalışan meslekdaşımız Zafer Arapkirli'ye sordum:
    "Bombalamalardan sonra hiç ekran başından kalkmadan saniye saniye haberleri izledim" dedi, "Ne kanlar içinde bir yaralı görüntüsü gördüm, ne de ambulans başına yığılmış kameramanlar ordusu... BBC, tam bir sorumluluk duygusu içinde yayın yaptı."
    "Peki bu konuda İngiliz Ulusal Güvenlik Kurulu'nun tavsiye ettiği bir yayın yasağı mı var" diye sordum:
    "Hayır" dedi Arapkirli, "BBC'de çalışmaya başlayan bir gazeteci öncelikle ilkeler kılavuzundan bu tür durumlarda ne yapacağını, ne yapmayacağını öğrenir. Ama daha önemlisi, kolu kopmuş bir insanı acı çekerken görüntülemenin insanlıkla bağdaşmayacağını, insanın, ailesinden birinin ağır yaralı olduğunu televizyondan öğrenmemesi gerektiğini bilir ve refleks olarak bu tür yayınlardan kaçınır."
    Avustralya'daki kameramanı düşündüm o an...
    Bunu biz kendiliğimizden yapamadık, şimdi başkalarının yaptırma çabalarını göğüslemek zorunda kalacağız.
    Dileyelim, "haber terörü" ile "terör haberi"ni karıştırmasınlar...
    avatar
    hacker61
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 159
    Points : 3375
    Kayıt tarihi : 02/04/09
    Yaş : 22
    Nerden : BAŞKENT

    Kişi sayfası
    Alan:
    10/10  (10/10)

    Geri: Can dündar

    Mesaj tarafından hacker61 Bir Paz Nis. 05 2009, 19:27

    Paylaşım için teşekkürler!!!

      Forum Saati Perş. Ekim 19 2017, 05:29